Kuşadası Blog

KUŞADASI’NDA BULUNAN ASLAN HEYKELİ

0

Herhalde hepinizin çocukluğuna ait bu Aslan Heykeli ile ilgili bir anı vardır. Büyüklerimiz özellikle çocukları korkutmak için Bâtıni bir bakış açısıyla: “yaramazlık yaparsan bak böyle taşa dönersin, bak bu çocuk ekmekle poposunu silmiş böyle taş olmuş” gibisinden hikayeler dinleyip durduk.
Oysa bu heykel ne çocukları korkutmak için, ne de süs için yapılmış.
Aslan heykeli Venediklilerin sembolü olan Aziz Marko Aslanı’dır.
Bizans İmparatoru 1261 Nymphaeum Anlaşmasıyla Cenevizlilere Kadı Kalesi’nden serbest ticaret yapmaları iznini vermiştir.
Haliyle rakipleri Venediklilere de ticaret yapacak yer aramışlar ve bu dönemden sonra aşama aşama Kuşadası merkezini liman olarak kullanmaya başlamışlar ve buranın ismine “Yeni İskele” manasına gelen “Scalanova” demişlerdir.
Şimdiki Kuşadası kent merkezinin Venedikliler tarafından bir ticaret limanı olarak kullanılmaya başlanmasıyla buraları yerleşime açılmıştır. Venedikliler burasını bir koloni olarak kullanmaya başlamasıyla kentin kendilerine ait olduğunu vurgulamak için bütün kolonilerinde yaptıkları gibi Venediklilerin sembolü olan “Aziz Marko Aslanı”nı kent merkezine yerleştirmişlerdir. Bu aslan heykelinin yerleştirilmesiyle meydana da en azından Kuşadası’nda yaşayan Hıristiyanlar “Aziz Mark Meydanı” demişlerdir.
Aziz Marko Aslanı’nın orijinal hali kanatlı bir aslandır. Ancak bizdeki aslanın bırakın kanatlarını aslana benzer bir hali bile kalmamıştır.
Şimdi itirazlar gelecektir. Ancak ben de 1834 yılında Kuşadası’na gelen seyyah Richard Burgess’in yalancısıyım. Burgess “Greece and the Levant or Diary of a Summer Excussion in 1834”(Cilt 2) kitabında: “ Kale kapısının önündeki Aziz Mark meydanında bir kısmı kırılmış aslan heykelini gördük. “ demektedir. Demek ki o dönemde eski Kale Kapısının bulunduğu Kervansaray’ın köşesine bakan Aziz Mark Meydanı varmış. Ve bu aslan burada duruyormuş. Kanatlarının olup olmadığını bilemiyoruz. Sanırım o dönemde de kırılmış olsa gerek.
Bir başka gezgin olan John Galt ise 1810 yılında Kuşadası’na geldiğinde bu heykeli görmüş ve Eartquake adını verdiği romanda heykelden; “Anastasius’un Scala Nova’da gördüğünü söylediği diğer güzel ve muhteşem şeylerden biri de mermerden aslan heykeliydi; O’na göre o kadar canlı duruyordu ki, tahayyülünü zorlamadan ve kalbinde hissetmeden ona bakamazdın. Bu mermer aslan heykeli kentin giriş kapısında, herkesin kolaylıkla görebileceği bir noktaya konmuştu. “ şeklinde bahsetmiştir.
Tabi bizim bu tespitlerimize öfkelenenler çıkacaktır, bunları açıklıyorum diye.
Kuşadası bizim yurdumuzdur. Tarihi ve kültürü ile bize aittir. Kuşadası topraklarında hiçbir milletin olmadığı kadar sağlam ve derin köklerimiz vardır. Ancak bunlar da aynı Efes gibi tarihimizin bize bıraktığı miraslardır. Çevremizde gördüğümüz her şeyi tarihi derinliği ile bilirsek inanıyorum ki bu kenti sevmek ve sahip çıkmak için daha fazla nedenimiz olacaktır.
Şimdi, bana kızsanız bile Kasım Yaman Parkında sıradan bir taş parçası gibi ortaya bırakılmış o aslan heykelinin hikayesini kafanızda farklı bir şekilde canlandıracaksınız.
Fotoğraf Edip Gül arşivi.
Edip Gül’e teşekkürlerimizle.

KAYNAK : KUYETA ( KUŞADASI YEREL TARİH DERGİSİ )

Bir Yorum Yazınız...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar ile işaretlenmişlerdir. *

Kuşadası Rehber

Kuşadası Rehberi

Kusadasiplus.com Editör Bize Ulaşin : kusadasiplus@gmail.com